“Reklamın iyisi kötüsü olmaz.” Bu cümleyi bugüne kadar kaç kez duyduk kim bilir… Önemli olan konuşulmak, duyulmak, gündem olmakmış gibi anlatılır. Hatta biraz araştırdığınızda, “Her tanıtım iyi tanıtımdır” yaklaşımını savunan pek çok reklamcıya ve eleştirmene de rastlarsınız.
Ancak işin bu kadar basit olmadığını kabul etmek gerekiyor.
Aslında olur. Üstelik sandığımızdan çok daha net bir şekilde olur.
Kötü reklam genellikle anlıktır. Bir anda dikkat çeker, konuşulur, eleştirilir. Sosyal medyada birkaç gün dolaşır, belki çok izlenir ama kısa sürede unutulur. Etkisi geçicidir. Çünkü arkasında sağlam bir fikir, doğru bir kurgu ve net bir mesaj yoktur.
İyi reklam ise bambaşka çalışır. Zekice düşünülmüş, doğru kurgulanmış bir reklam; sadece dikkat çekmez, bağ kurar. İzlenir, tekrar izlenir, başkasına anlatılır ve zihinde yer eder. Zaman geçse bile hatırlanır.
Bu noktada küçük ama çok önemli bir ayrım var. İyi reklam, siz farkında olmasanız bile bilinçaltınıza yerleşir. Kötü reklam ise bilinç tarafından reddedilir. Zihniniz onu önemsemez, tutmaz, sahiplenmez.
Yani siz reklamı hatırlamasanız bile, o markaya dair his, güven ya da mesafe çoktan oluşmuştur. İşte reklamın gerçek etkisi tam olarak burada başlar.
Artık reklamın tek amacı ürünü tanıtmak ya da sattırmak değil. İyi bir reklam; markaya olan inancı güçlendirir, algıyı şekillendirir ve uzun vadede sadakat yaratır. Bu da ancak güçlü fikirlerle, doğru içgörülerle ve zekice çözümlerle mümkündür.
Kısacası; reklamın iyisi de vardır, kötüsü de. Ve iyi bir reklam, kolay kolay unutulmaz.
Mehmet Ali Yelkovan Creative Dicertor